Korku
  Rüya Tabirleri
 



Rüya Tabiri, Rüya Tabirleri

İslâmî Rüya Tabirleri

Anahtar Kelimeler: Rüya Tabiri, Rüya Tabirleri, Rüyaların Tabiri, Tabir

Tabir (Yorum), Arapça (عَبَّرَ) kökünden alınmış تفعيل babından mastar olup, “geçmek, geçirmek, rüyayı tefsir etmek ve onun için en uygun izahı yapmak” manasına gelir.

Rüya tabiri, hem Kurân'da hem de hadislerle örneklerle anlatılmıştır. Dolayısıyla rüya tabiri için Kur'ân ve Hadislerde bir engel yoktur. Kur'ân-ı Kerim'de Hz. İbrahim, Hz. Yusuf, Hz. Muhammed, Peygamberlerin rüyaları ile Mısır meliki ve zindana atılan iki gencin rüya ve yorumları anlatılmaktadır.

Hadislerde sahabenin görüp Hz. Peygamber'in yorumladığı rüyalarda anlatılmıştır. Peygamberlerin rüyaları dışında hiçbir rüya, bağlayıcı değildir. Kişi, rüya yolu ile bazı doğruları öğrenebilir. Bu rüya ile ister amel eder, isterse amel etmez. Bu kişinin kendisini ilgilendirir. İslam inanç sistemine göre rüya ile sosyal hayat tanzim edilmez.

Rüyaların bir kısmı anlamlıdır. Bir kısmı ise anlamsızdır. Anlamlı olan rüyaların ise, bir kısmı açık; bir kısmı ise rumuzludur. Yani rüya görenin kendini açığa vurmasında ve rüyasını anlatmasında sakınca olabilir. Rumuzlu rüya yorumlatılacaksa uzmanına yorumlatılmalıdır. Herkesin rüya tabiri (yorumu) yapamayacağını aklımızdan çıkarmamalıyız.

Rüya Tabirleri Ansiklopedisi

A Harfi İle Başlayan Rüyalar
B Harfi İle Başlayan Rüyalar
C Harfi İle Başlayan Rüyalar
Ç Harfi İle Başlayan Rüyalar
D Harfi İle Başlayan Rüyalar
E Harfi İle Başlayan Rüyalar
F Harfi İle Başlayan Rüyalar
G Harfi İle Başlayan Rüyalar
H Harfi İle Başlayan Rüyalar
I Harfi İle Başlayan Rüyalar
İ Harfi İle Başlayan Rüyalar
J Harfi İle Başlayan Rüyalar
K Harfi İle Başlayan Rüyalar
L Harfi İle Başlayan Rüyalar
M Harfi İle Başlayan Rüyalar
N Harfi İle Başlayan Rüyalar
O Harfi İle Başlayan Rüyalar
Ö Harfi İle Başlayan Rüyalar
P Harfi İle Başlayan Rüyalar
R Harfi İle Başlayan Rüyalar
S Harfi İle Başlayan Rüyalar
Ş Harfi İle Başlayan Rüyalar
T Harfi İle Başlayan Rüyalar
U Harfi İle Başlayan Rüyalar
Ü Harfi İle Başlayan Rüyalar
V Harfi İle Başlayan Rüyalar
Y Harfi İle Başlayan Rüyalar
Z Harfi İle Başlayan Rüyalar

Tabir İlmi

Tabir ilmi, gerekli şartları taşıyan kişilerin, rüyaları usulüne göre yorumlama sanatıdır. Rüya yorumu (tabiri), Kur'ân ve sünnetle sahihtir. Bu sebeple İslam Alimleri, bu konuya önem vermişler ve bu alanda eserler yazmışlardır. İslam Dünyasında zamanla ilmî yeterliliğe sahip ilim adamlarının çabalarıyla, rüya tabiri ilmi gelişmiş ve sınırları belirlenmeye çalışılmıştır. İslamiyet'ten önce, rüya yorumu konusunda çalışmalar yapılmış ve bu alanda da eserler yazılmıştır.

1. Tabir İlminin Tarihçesi

İnsanlık, başlangıçtan günümüze kadar, rüya konusuyla ilgilenmiştir. Aristo (M.Ö. IV. yy), “Rüyalar ve Onların yorumları Üzerine” adlı çalışmasıyla, bu konuda ilk eseri yazan kimsedir. Bugün elimizde bulunan en eski rüya yorumu kitaplarından biri British Museum'da yer alan Mısır Dönemi kitabıdır. (M.Ö. 2000–1800) Yine İsa'dan 7 yüzyıl önce Asur Kralı Asur Banibal zamanından kalma Ninevah'ta Kral'ın rüyalarından bahseder. Asurlar ve Mısırlılar, rüya yorumu konusunda diğer milletlerden daha ileri seviyede idiler. Eski Yunan ve Romalılar da rüya yorumunda Mısırlılardan etkilenerek eserler yazmışlardır.

Hintlilerin kutsal kitabı “Vedalar”da rüya yorumundan bahsedilir.

Yahudilikte Talmud kitabının son kısmında rüya yorumu konusu işlenmiş; hatta Hıristiyanlar arasında rüya tabircileri de çıkmıştır.

İslamiyet'in ortaya çıkması ile rüya yorumuna da yeni bir ufuk gelmiştir. Bu konunun Kur'ân-ı Kerim'de işlenmiş olması ve Hz. Peygamber'in uygulamalarında görülmüş olması, önemini bir kat daha arttırmıştır.

Günümüzde bilim ve teknolojinin gelişmesi sonucu rüya yorumu konusunda da bazı ilerlemeler kaydedilmiştir. Ancak rüya yorumunda işin ilahi tarafını ya inkar ederek; ya da ihmal ederek; ya da rüyayı kesin bilgi derecesine götürerek bazı sapmalara gidilmiştir.

2. Meşhur Tabirciler

Nablûsî, yorumcuları on beş tabakaya ayırmıştır:

1. Peygamberler: Hz. İbrahim, Hz. Yakup, Hz. Yusuf, Hz. Muhammed (as).
2. Sahâbe-i Kirâm: Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali, Abdullah b. Abbas, Abdullah b. Ömer, Abdullah b. Selam, Ebû Zer-i Gifârî, Enes b. Mâlik, Hz. Âişe, Hz. Esma.
3. Tâbiîn: Said b. Müseyyeb, Hasan-ı Basrî, Ata b. Ebî Rebah, Sâbi, Zührî, İbrahim en-Nehaî, Ömer b. Abdilaziz, Katâde, Mücâhid, Tavus, Saîd b. Cübeyr.
4. Fakihler: Ebû Sevr, Evzaî, Süfyân-ı Servî, Şâfiî, Ebû Yusuf, İbn-i Ebî Leyla, Ahmed b. Hanbel, İshak b. Râhûye, Buveytî, Mansur b. el-Mutemir.
5. Zâhidler: Muhammed b. Vasî, Temîm ed-Dârî, Şakîk-i Belhî, Mâlik b. Dirâr, Süleyman et-Teymî, Yahya b. Muaz.
6. Tabir İlminde Eser Yazanlar: İbn-i Sîrîn, İbrahim b. Abdillah b. Kirmânî, Abdullah b. Müslim el-Kuteybe, Ebû Ahmed Halef b. Ahmed er-Râzî,
7. Filozoflar: Eflâtun, Mihradiris, Aristoteles, Batlamyus, Yakup b. İshak el-Kindî ve Ebû Zeyd el-Belhî.
8. Tabibler: Calinus, Bukrat, Bahtişar, Ahran, Muhammed b. Zekeriyya er-Râzî.
9. Yahudilerden: Yahya b. Ahdıb, Ka'b b. Eşref, Musa b. Yakup.
10. Hıristiyanlardan: Huneyn b. İshak, Ebû Mihlet, Zeynu't-Taberî.
11. Mecusilerden: Hürmüz b. Esrir, Mihr b. Mahdikan, Adıl Mâlik Nûşirivân, Hesimur ve Camasip.
12. Arap Müşriklerinden: Ebû Cehl b. Hişâm, Abdullah b. Ubey, Nevfel b. Abdillah, Ömer b. Abdüvüb, İbn-i Zebârî, Ebu Asi.
13. Kâhinlerden: Şatıh, Sak Hazreci Evzece, Katamî, Ebû Zurâre.
14. Sihirbazlar: Abdullah b. Hilal, Kırad b. Zeyd el-İblî.
15. Feraset Sahibi Olanlardan Bazıları: Said b. Sinan, İlyah b. Muâviye, Muâviye b. Gülsüm.

Rüyaların Sahih Olma Derecesi

Bir zaman ehl-i kalp iki çoban varmış. Kendileri ağaç kâsesini süt sağıp yanlarına bıraktılar. Kaval tabir ettikleri düdüklerini, o süt kasesinin üzerine uzatmışlardı. Birisi “uykum geldi.” Deyip yatar. Uykuda bir zaman kalır. Ötekisi yatana dikkat eder, bakar ki; sinek gibi bir şey, yatanın burnundan çıkıp süt kâsesine bakıyor ve sonra kaval içine giriyor öbür ucundan çıkar gider, bir geven altındaki deliğe girip kaybolur. Bir zaman sonra yine o şey döner yine kavaldan geçer, yatanın burnuna girer; o da uyanır. Der ki: “Ey arkadaş! Acayip bir rüya gördüm.” O da der: ”Allah hayır etsin nedir?” Der ki: “Sütten bir deniz gördüm. Üstünde acayip bir köprü uzanmış. O körünün üstü kapalı pencereli idi. Ben o köprüden geçtim. Bir meşelik gördüm ki, başları hep sivri. Onun altında bir mağara gördüm, içine girdim, altın dolu bir hazine gördüm. Acaba tâbiri nedir?”

Uyanık arkadaşı, dedi: “Gördüğün süt denizi , şu ağaç çanaktır. O köprü de şu kavalımızdır. O başı sivri meşelik de şu gevendir. O mağara da, şu küçük deliktir. İşte kazmayı getir, sana hazineyi de göstereceğim.” Kazmayı getirir. O gevenin altını kazdılar, ikisini de dünyada mesud edecek altınları buldular.

İşte, yatan adamın gördüğü doğrudur, doğru görmüş, fakat rüya da iken ihâtasız olduğu için tabirde hakkı olmadığından âlem-i maddi ile âlem-i maneviyi birbirinden fark etmediğinden hükmü kısmen yanlıştır ki, “Ben hakiki maddi bir deniz gördüm.” der. Fakat uyanık adam âlem-i misal ile âlem-i maddiyi fark ettiği için tabirde hakkı vardır ki, dedi: " (Risale-i Nur, 18. Mektup)

Rüya'nın En Sahih'i Ne Zaman Görülür?

"En sadık rüya, seherlerde görülen rüyadır." 548548-Râmûz-ul Ehâdîs. Hadîs No: 996; Sünen-i Tirmizî, c.4. Hadîs No: 2376.

"En doğru rüya, gündüz görülen rüyadır. Çünkü Allah, vahyi gündüz tahsis etmiştir." 549549-Râmûz-ul Ehâdîs, Hadîs No: 999.

Rüya Hakkındaki Hâdisler

Ebû Hureyre (r.a.) rivayet ederler. Resûl-i Ekrem (S.A.V.) buyurdular ki:

- Nübüvvetten sonra bâkî kalacak ancak mübeşşirâttır."

Sahabeler, sordular:

- Mübeşşirât nedir, ey Allah'ın Resulü?

Buyurdular ki:

"- Sâlih rüyâdır,"

Ebû Saîd el-Hudrî (r.a.)'den: Nebiyy-i Zîşan Efendimiz buyurdular:

"- Sizden biriniz, hoşuna gidecek bir rüyâ görürse; bu rüyâ, Allah'tandır. Onun için Allah Teâlâ'ya hamd etsin ve onu söylesin,"

Yine Kâinatın Nûru ve Allah'ın Sevgilisi buyuruyorlar:

"Beni rüyâda gören kimse, uyanık iken de görecektir veya görmüş gibidir. Zirâ Şeytân, benim sûretime giremez,"

Müslim'in diğer bir rivayetinde Allah'ın Aziz Peygamberi'nin şöyle dediği nakledilir:

"- Sizden hanginiz en doğru sözlü ise onun rüyası da en doğrudur,"

O halde rüyâlarımızın gerçekleşmesini istiyorsak, doğru sözlü olmalıyız. Günahtan, haramdan, yalan ve gıybetten ve yüce dinimizin men ettiği şeylerden uzak durmalıyız. Kişi, salih olursa; rüyâsı da salih olur. Kişi, Rabb-i Kerîm'ine kulluk eder, Rabb'ini severse; Rabbi de onu ilâhî müjdelerle rızıklandırır.

Rüya Tabirinde Dikkat Edilecek Hususlar

Rüya tabirinde iki önemli hususa dikkat edilmelidir. Birincisi, rüya yorumcusu, ikincisi ise, rüya ve rüyayı görendir.

1. Tabircide bulunması gereken özellikler

a. Tabircinin rüyalarda görülen misal alemindeki şekillerin şahâdet alemindeki karşılıklarını bilmesi gerekir.
b. Tabirci, rüyanın doğru olup olmadığına, tabirinin tez çıkmasına, görülen şeyin mahiyetine, görüldüğü zamana, iklime ve mevsime, gören şahsın inanç ve zihniyetine, bilgi ve mevkine, hal ve davranışlarındaki dürüstlük ve sahteliğine dikkat etmelidir.
c. Tabirci, yaptığı yorumun rüyayı gören üzerinde etki yapacağını bilerek kendisinin zeki ve takva sahibi olması, Kur'ân ve Hadise âşinâ olması ve diğer ilimlerden haberdar olması, dinleri mezhepleri, örf ve âdetleri, kültürleri, atasözlerini, şiir vb.. şeyleri bilmelidir.
d. Tabirci, Peygamberin rüya ve yorumları dışındaki rüyaların bağlayıcı olmadığını bilmelidir.
e. Tabirci, bu ilmin Vehbî ve keşfî ilimlerden olduğunu bilmelidir.
f. Rüya ve hulmü birbirinden ayırabilmelidir.
g. Yorumlarını hep hayra yormaya çalışmalıdır.

2. Rüyalarda ve rüya sahibinde olması gereken özellikler

a. Yorumlanacak rüyanın sâdık rüya olması gerekir.
b. Rüyanın şekli, yönü, mahreç ve miktarı bilinmeden rüya tabirinde acele edilmemelidir.
c. Rüya sahibi, kendini kıskanan, iyi niyetli olmayan insanlara rüyasını anlatmamalı ve tabir ettirmeye çalışmamalıdır.
d. Rüya sahibi tam bilmediği, hatırlayamadığı rüyaları tabir ettirmemelidir.
e. Rüya sahibi, hoşlanmadığı rüyaları, başkalarına anlatmamalı; tabir ettirmemelidir.

Herkes, Rüyâ Tabir Edebilir mi?

İnternette rüya tabiri siteleri en çok ziyaret edilenler arasında yer alıyor. Kitapçılarda ise rüya tabiri kitapları her zaman alıcı buluyor. Rüya tabirinin adeta bir furya haline gelmeye başladığı günümüzde acaba dinimiz neler tavsiye ediyor?

Rüyalar, insanoğlunun yaratıldığı ilk günden bu yana en popüler konuların başında geliyor. Rüyalarda görülen sembol ve işaretlerin taşıdığı bir anlamı var. Kötü rüya gördüğümüzde endişelenirken, güzel rüyalarla içimiz içimize sığmıyor. Belki de rüya konusunda düşülen en büyük yanlış, tabir edilmeden rüyayla ilgili bir anlam çıkarmak.

Peki rüyalarda ölçü ne? Rüya tabiri yapacak kişilerin hangi özellikleri taşıması gerekir?

MARMARA ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ PROF. DR. YAKUP ÇİÇEK:

"RÜYALAR HERKESE ANLATABİLİR MİYİZ? ANLATAMAYIZ... RÜYALARI ANLATIRKEN DE O KONUYLA İLGİLİ BİR TAKIM ÖN YARGILARI YANLIŞ BİR BİLGİ DONANIMINA SAHİP OLMAMASINA ANLATACAĞIMIZ İNSANLARIN BU DURUMLARINA DİKKAT ETMEMİZ LAZIM"

İLAHİYATÇI- YAZAR ALİ BUDAK:

"ALİMLER, RÜYA TABİR EDECEK KİŞİLERİN SAHİP OLMASI GEREKEN ÖZELLİKLERİ İLMİ ŞAHSİ OLARAK İKİYE AYIRMIŞLARDIR. İLMİ ÖZELLİKLERDEN BİR TANESİ KUR`AN-I KERİM`DEKİ MESELLERİ, DARBI MESELELERİ BİLMEK GEREKTİĞİNİ İFADE ETMİŞLERDİR... İKİNCİ MADDE OLARAK SÖYLEYECEĞİMİZ.... HADİS-İ ŞERİF`LERDE DARBI MESELLER TEMSİLLER VARDIR. BU MESELLERİ ÇOK İYİ BİLMEZ İSEK BUNLARIN MANALARINI ÇOK İYİ ANLAYAMAZ İSEK RÜYA TABİR ETMEYE KALKIŞMAMIZ KADAR İŞİN DOĞRUSU KOMİK BİR ŞEY OLAMAZ. RÜYA TABİR EDEN KELİMELERİN İŞTİKAKINI BİLMELİ. RÜYADA KARGA GÖREN İNSAN BUNUN FASIK İNSANA İŞARET ETTİĞİNİ BİLMELİ. BİR DE ŞAHSİ VASIFLAR VARDIR. BU ŞAHSİ VASIFLAR DA RÜYAYI TABİR EDECEK İNSANIN ALİM OLMASI ZEKİ OLMASI MÜTTAKİ OLMASI GEREKTİĞİ KÖTÜLÜKLERDEN KENDİNİ TEMİZLEMİŞ BİR İNSAN OLMASI GEREKTİĞİ İFADE EDİLMİŞTİR. İŞİN DOĞRUSU İHLASLI OLMASI GEREKTİĞİ DE SÖYLENMİŞTİR. YANİ BU ÇOK CİDDİ BİR İŞTİR."

Konunun uzmanları konuştukça rüyaların aslında hiç de hafife alınmayacak kadar önemli olduğu görülüyor. Rüya konusunda cevabı merak edilen sorulardan biri de kötü rüya görüldüğünde ne yapılması gerektiğidir.

MARMARA ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ PROF. DR. YAKUP ÇİÇEK:

"KÖTÜ RÜYA GÖREN KİMSE UYKUDAN UYANIYORSA YATMA ŞEKLİNİ HEMEN DEĞİŞTİRSİN. YANİ SAĞINA YATIYORSA SOLUNA DÖNSÜN VEYA TERSİ. GÖRDÜĞÜ BU KÖTÜ RÜYA GERÇEK BİR BİLGİYMİŞ GİBİ İTİBAR ETMESİN ONU YOKMUŞ GİBİ DÜŞÜNSÜN. BU TÜR KÖTÜ RÜYALARI ANLATMAK SURETİYLE YAYMASIN. PEYGAMBER EFENDİMİZ BUNLARI TAVSİYE EDİYOR."

İLAHİYATÇI - YAZAR ALİ BUDAK:

"RÜYALARI PEYGAMBERİMİZ 3 DEĞİŞİK ŞEKİLDE İFADE ETMİŞ BUNLARDAN BİR TANESİ DE İŞTE ŞEYTANIN ALDATMASI KORKUTMASI ŞEKLİDE İFADE EDİLEN RÜYALARDIR Kİ BUNLARIN BAŞKA İNSANLARA ANLATILMAMASI GEREKTİĞİNİ TABİR EDİLMEMESİ GEREKTİĞİNİ İFADE BUYURMUŞTUR. BAŞKA RİVAYETLERDEN GELEN ŞÖYLE BİR DUA DA VARDIR Kİ, ALLAH`A SIĞINMAK GEREKTİĞİNİ EFENDİMİZ BU ŞEKİLDE İFADE BUYURMUŞLARDIR."

Rüya ile Amel Edilir mi?

AKŞEMSETTİN HAZRETLERİ, RÜYASIYLA AMEL ETMİŞTİR

Bilahare İstanbul'un manevî fatihi olacak olan Akşemseddîn de Osmancıkta müderrisken şeyhin evliyalık derecesini duymuş ve ona talebe olmak üzere Ankara'ya gelmişti. Fakat şeyhin dükkan dükkan dolaşıp para topladığını görünce, yanına varıp hikmetini sormadan "Evliya para mı toplar, buralara boşuna gelmişim." diyerek oradan ayrıldı. Zeynüddîn Hafî hazretlerine talebe olmak üzere Mısıra doğru yola çıktı. Halep'e vardığı gece bir rüya gördü. Rüyasında, boynuna bir zincir takılmış ve zorla Ankara'da Hacı Bayram-ı Velînin eşiğine bırakılmıştı. Zincirin ucu ise Hacı Bayram'ın elindeydi.. Bu rüya üzerine, Akşemseddîn yaptığı hatayı anlayarak derhal Ankara'ya geri döndü. Şehre ulaştığında Hacı Bayram-ı Velînin talebeleriyle ekin biçmeye gittiğini öğrendi. Tarlaya gitti. Fakat Hacı Bayram hazretleri ona hiç iltifat etmediler. Akşemseddîn, diğer talebelerle birlikte ekin biçmeye başladı. Yemek vakti geldiğinde, insanların ve orada bulunan köpeklerin yiyecekleri ayrıldı. Hacı Bayram-ı Velî, talebeleriyle yemek yemeye başladı. Yine Akşemseddîn'e hiç iltifat etmeyip, yemeğe çağırmadı. Akşemseddîn yaptığı hatayı bildiği için, kendi kendine; "Ey nefsim! Sen, Allah-u Teala'nın büyük bir velî kulunu beğenmezsen, işte böyle yüzüne bile bakmazlar. Senin layık olduğun yer burasıdır." diyerek, köpeklerin yanına yaklaşıp, onlarla beraber yemeye başladı.

Hacı Bayram-ı Velî hazretleri, Akşemseddîn'in bu tevazuuna dayanamayarak; "Köse! Kalbimize çabuk girdin, yanımıza gel." buyurup iltifat etti, kendi sofrasına oturttu. Sonra ona; "Zincirle zorla gelen misafiri, işte böyle ağırlarlar." diyerek, onun gördüğü rüyayı, keramet göstererek anladığını bildirdi.Akşemseddîn bundan sonra hocasının yanından hiç ayrılmadı. Sohbetlerini kaçırmayarak, kalplere şifa olan nasihatlerini zevkle dinlemeye başladı. Hacı Bayram-ı Velî'nin teveccühleri altında, kısa zamanda bütün talebe arkadaşlarının önüne geçti. Nefsini terbiye etmekte herkesten ileri gitti.

HAFIZ OSMAN EFENDİ'NİN RÜYA İLE TABİ OLUŞU

Mahmut Sâminî hazretleri bu işâretleriyle, birgün kendi sohbetine kavuşacak olan İmâm Efendinin hayâtını ve başından geçen önemli hâdiseleri safha safha anlatıyor ve onun gelmesini bekliyordu. O günlerde İmâm Efendi bir rüyâ gördü. Rüyâsında hiç tanımadığı bir zât şöyle dedi: "Hâfız kurban! Ben seni bekliyorum. Sen de bizi arıyorsun. Sana verilmesi gereken emânetin altında kudret ve kuvvetim azaldı. Gözüm yoldadır. Bu kadar saklanmaya ve naz etmeye sebep nedir? Yeter artık gel bana!" Bu rüyâdan sonra merakla, rüyâ Rahmânî mi diye düşünmeye başladı. Kendini dâvet eden zât kimdi ve neredeydi? Ertesi gün bir rüyâ daha gördü. Rüyâsında dört mübârek zât ile karşılaştı. Bunlar, Behâeddîn Buhârî, Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî, Ali Sebtî ve Vehbî-yi Hayyâtî yâni Terzi Baba hazretleri idiler. Ona şöyle buyurdular: "Aradığını Palu'da bulacaksın. Palulu Şeyh Mahmut Sâminî'nin dâvetine icâbet et!" Bu işâret üzerine Palu'ya hareket etti. O yolda iken Mahmut Sâminî hazretleri de dergâhından Palu'ya gidip, beklediği talebenin kendisine gelmekte olduğunu söyleyerek talebeleri ile birlikte karşılamaya çıktı. Karşılaştıkları yerde onu şefkat ve muhabbetle bağrına bastı. Sonra onu dergâhına götürüp misâfir etti.

NİYAZİ MISRİ HZ.LERİNİN RÜYASI

Niyazi Mısrî Hz. Şeyh aradı, aradı bulamadı. Kırk sene Mısır'da kaldı. Ümidi kesti. Bir gün çok dua edip, yalvardı. Rüyasında Hz. Pir'i gördü. Rüyasında: Hz. Pir bir kese altın getirdi, bir yere koydu, ikiye böldü. Yarısını Niyazi Mısrî Hz.'ne verdi: "Bu sana zahir ilmidir. Öbür yarısı da bâtın ilmidir. Allâh-u Teala her ikisini de sana verdi. Seni irşâd edecek Şeyhi ancak Rum diyarında (Anadolu'da) bulursun." buyurdu. Niyazi Mısrî Hz. geldi, aradı, Şeyhini buldu, irşâd oldu. Padişah da; meclisine vaazını dinlemeye gelirdi. Şeriat ehline camide; tasavvuf ehline hem camide, hem de tekke de ders verirdi. Zahir ve bâtın il­mi kendisinde çok fazla olmuştu.

ŞEYH ŞERAFETTİN DAĞISTANİ HZ.ERİNİN RÜYASI

Şeyh Şerafeddin'in manevi derecesini işaret eden bir vakıa da bir İslam bilgini olan “Şeyh Servet” adı ile meşhur Türkiye Büyük Millet Meclisi birinci devre Bursa Milletvekili Servet Akdağ ile aralarında cereyan etmiştir. Servet Efendi, gençliğinde Mevleviyye tarikatına intisap ederek Mevlâna Celâleddin-i Rumi'nin ruhaniyetinden feyz almaya çalışmış. Fakat bir rüyasında Mevlâna Celâleddin-i Rumi'nin kendisinin mürşidi olmadığı, Bursa 'da Dağıstan muhacirlerinin kurdukları köydeki Dağıstanlı Şeyh Şerâfeddin tarafından irşâd olunacağı kendisine bildirilmiştir. Ne bu köyü, ne de orada böyle bir kimse­nin bulunduğunu bilmediği halde, yaptığı araştırma neticesinde rüyasının gerçek olduğunu görmüş ve Şeyh Şerâfeddin'e intisap etmiştir. Ancak intisa­bını kabul etmeden evvel mürşidine tam itimatla bağlanabilmesini temin için hakkında gerekli incelemeleri yapması ve bu hususta vaki olacak zuhuratı ve hasıl olacak kanaati kendisine bildirmesi için O'na bir süre vermiştir. Bu sürede Servet Efendi, bir gece rüyasında Hazret-i Muhammed (S.a.v.)'i ve O'nun arkasında Şeyh Şerâfeddin Dağıstanî'yi görmüş ve Rasûlullah Efendi­miz (S.a.v.) Şeyh'e işaretle mürşidinin bu Zat olduğunu ve kendisine intisap eylemesi gerektiğini bildirmiştir.

Ertesi gün, bu haberi vermek üzere Şeyh Şerâfeddin'i ziyarete giden Servet Akdağ'ı gülerek karşılamış “Anlat bakalım gördüğün rüyayı…” deyince Servet Bey, mürşidinin rüyasından tamamiyle haberdar olduğunu anlamış ve rüyam sizce de malum bulunduğuna göre buyurun siz anlatınız" diyerek rüyayı mürşidinin ağzından dinlemiş ve her ikisinin de bu rüyayı aynı zamanda birlikte gördüklerini hayretle öğrenmiştir. [Kaynak: Sinan Önbulak, Ruhi Olaylar ve Ölümden Sonrası, 1975]

OSMANLININ KURUCUSU OSMAN GAZİNİN RÜYASI ŞEYH EDEBALİ'YE TABİİYETİ

Osman Gazi biraz ağlayıp dua ve niyaz eder. Derken uykusu gelip uyur. Rüyasında kerameti açık ve belli olan bir şeyhin kendi halkı arasında bulunduğunu görür. Herkes bu şeyhe güvenirdi. Aslında onun dervişliği gizli idi. Öyle görünürdü. Dünyalığı, malı, mülkü ve koyunları çoktu. ilim sahibi bir kimse idi. Misafirhanesi devamlı herkese açıktı. Osman Gazi, bu dervişe konuk olurdu. Osman Gazi rüyasında bu azizin kuşağından bir ayin doğduğunu ve gelip kendi koynuna girdiğini görür. Bu ay, Osman Gazi'nin koynuna girince hemen onun göbeğinden bir ağaç biter ki gölgesi dünyayı tutar. Gölgesinin altında dağlar var, her dağın dibinden sular çıkar, o sulardan da kimileri içer, kimileri bahçe sular kimileri de çeşmeler yaptırır. Osman Gazi gelip bunu şeyhe haber verir. Bunun üzerine şeyh Osman'a "Oğul Osman, padişahlık sana ve senin nesline mübarek olsun ve benim kızım Malhun Hatun senin helalin oldu." deyip hemen nikahını kiydi.

Âsikpaşazâde, Osman Gazi'nin rüyasını yukarıdaki ifadelerle anlatır.

HADİS-İ ŞERİFLER

(Kırk Mevzuda, Kırk Hadîs Kitabı, s.583, Hadîs No: 4)

"Mü'minin rüyası, Rabbi ile uykuda konuştuğu bir (çeşit) kelâmdır." 543543-Feyz'ül-kadir, c.4, s.12.

Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem) buyuruyor:

"Benden sonra peygamber gelmez. Allâh-u Teala, sîzi mü'minin göreceği güzel rüyalarla ikaz eder."54 4544-Sünen-i İbn-i Mâce, c.10, Hadîs No: 3896, 3899; Sünen-i Tirmizî, c.4. Hadîs No: 2374, 2375; Riyâzü's- Sâlihin, Hadîs No: 835; Sahîh-i Buhâri Tecrîd-i Sarîh, c.12, Hadîs No: 2103.

"Mü'minin rüyası Peygamberliğin kırk altı parçasından bir parçadır." 545545-Sahîh-i Müslim, c.7, Hadîs No: 7 (2263): Sahîh-i Buhâri Tecrîd-i Sarîh, c.12. Hadîs No: 2102; Sünen-i ; Tirmizî c.4, Hadîs No: 2372, 2393; Sünen-i İbn-i Mâce, c.10. Hadîs No: 3917; Kenzü'l-İrfan. Hadîs No: 975; Berîka, c.l, s.308. (Sünen-i ibn-i Mâce, Cilt 10, Hadîs No: 3916)

"...İbn-i Abbas (Radiyallâhu anhu)'dan rivayet edildiğine göre: Rasûlullah (Sallallâhu aleyhi vesel­lem) şöyle buyurdu, demiştir:
- Kim görmediği bir rüyayı gördüğünü iddia ederek yalan söylerse (Kıyamet günü) ona iki arpa tanesini bir birine düğümlemesi teklif edilir ve bunu yapamamasından dolayı tazib edilir (cezalandırılır)."
(Sünen-i ibn-i Mâce, Cilt 10, Hadîs No: 3906)

"Ebû Katâde (Radiyallâhu anhu)'den rivayete göre; Nebî (Sallallâhu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: Güzel rüya Allah'tandır.Fena rüyada şeytandandır. Biriniz korkunç yani karışık rüya gördüğünde hemen sol tarafına tükürüp, üflesin ve o rüyanın şerrinden Allah'a sığınsın, (Eûzubi'llâhi mineş şeytani'rracim, desin!). Bu suretle o rüya gören kimseye zarar vermez." (Muhtar'ul Ehâdîs-in Nebeviyye, Hadîs No: 1349

Peygamberimiz (Sallâllahu aleyhi vesellem): "Kim beni rüyada görürse hakikatte beni görmüş olur. Şeytan benim suretime giremez." 547547-Sünen-i İbn-i Mâce, c.IO, Hadîs No: 3900-3905; Sahîh-i Müslim, c.7. Hadîs No: 10 (2266-2267): Riyâzü's-Sâlihin, s.837; Sahîh-i Buhâri Tecrîd-i Sarîh, c.12. Hadîs No: 2104-2105; Kenzü'l-İrfan, Hadîs No: 977; Kırk Mevzuda Kırk Hadîs Kitabı, s.597. Hadîs No: 39-40.

 

Rüyanızda Ne Gorduysenız Yukarından Bas Harfını Tıklayınız!...



 
  Bugün 25571 ziyaretçi (45703 klik) kişi burdaydı!